Ayrılmadan önce

İlişkilerimizin amacı mutlu olmaktır. Bu aslında o kadar temeldedir ki, evlenince “mutluluklar” diye tebrik edilir. Yani toplumsal bilinçaltımızda “evlilik=mutluluk” yapısı vardır. Peki bu eşitlik hafiften bozulmaya başlayınca ne olur? Yani mutlusunuz ama zaman zaman da ilişki sizi mutsuz ediyor. Hatta belki mutlu olduğunuzdan daha çok mutsuzsunuz. Bu gibi durumlar da çoğu kişi ilişkisini bitiriyor. Gerek evlilik gerekse flört ilişkileri dediğimiz gibi bir mutluluk ipine bağlı durumda. Ancak bazı kimseler en ufak aksilikte bu ipi keserken, kimisi de kesmemek için oldukça fazla direniyor.

Bu farklılık aslında kişisel özelliklere ve tecrübelere de bağlıdır. Kimisi yaşadığı kötü tecrübelerden dolayı ilişkilere oldukça güvensizdir ve güvensizlik bir ilişki için en kötü durumlardandır. Kimisi ise hayatta en büyük amacı beyaz atlı prensini bulmaktır ve onu bulduğunu düşündüğü zaman; çoğu sorunu göz ardı eder. Ama ayrılma kararı hemen verilecek bir şey değildir. Bu karar verilmeden önce iyice düşünülmelidir.

Bir ilişkiden beklentilerinizi gözden geçirin. İlişkiye başlarken beklentileriniz ne idi? Bazıları sadece kendinin olacak bir partner ararken, bazıları yönetecek birilerini arar. Bazıları bunun tam tersini ister. Bazıları tutku dolu birisini ister, bazıları eğlenceli bazıları, ciddi bir yaşam ister. Bu liste çoğaltılabilir, belki bunlardan hiç biri olmayabilir. İnsanlar gibi ilişkilerde beyaz veya siyah diye keskin çizgilerle ayrılamaz. İlişkilerden beklentilerinizi gözden geçirirken, bu beklentilerin ne kadar olası olduğunu da irdeleyin.

İlişkilerin çoğu bu aklımdaki kişi değil düşüncesi yüzünden biter. Peki bu aklınızdaki kişi var mı? Bulabilecek misiniz, bulsanız mutlu olabilecek misiniz? Hayatta her şey istediğiniz gibi olmaz. İlişkinizde karşınızdaki de öyle olmayabilir. Tabii ki ilişkiye başlarken belirli kıstaslarla karşınızdakini onaylamış olabilirsiniz ancak her durumda onaylamanız gerekir mi? Karşınızdakinin tam istediğiniz gibi olmasını istediğiniz zaman, olmadığını görünce düzeltme zamanları gelir. İnsanlar düzeltilmekten hoşlanmazlar. Aslında bu neyin doğru veya düzgün olduğu da kesin doğru değildir çoğu zaman . Bu nedenle bu düzeltme zamanları, ilişkileri zorlayan zamanlardır. Karşınızdaki kişiyi sürekli düzeltmek yerine, ondaki sevdiğiniz yönleri ile onunla mutlu olabilirsiniz. Birazcık görmezden gelmek belki de her şeyi düzeltecek anahtardır. Ayrılmadan önce

İletişim gücünüzü artırın

İletişim sorunu aslında psikolojik bir sorundur. İnsanlar eğer fiziksel bir engele sahip değilse, iletişim sorunu tamamen kişilik veya davranış biçimiyle alakalıdır. İletişim sadece karşıdakinin söylediklerini dinlemek veya bir yazıyı okumak değildir. Bu anlatılanlara bir mana yüklenmelidir. Bir sonuç çıkarılmalıdır. Bu konuda birçok çalışması olan Dr. Burns’un bazı önerilerini aşağıda belirttik.

Kazanma, yenme arzusu çocukluktan gelen oyunlarda veya ilkokullarda yanlış biçimde bize empoze edilmiştir. Evet bir tatlı bir yarış içinde olmak iyidir ama kaç nesil acımasız bir rekabet içine sokulmuştur. Öğretmenlerin gözdesi olmuş, olamayanlar yarıştan çekilmiş. Bu davranış biçimi çoğu zaman okullardan kazanılır ancak, bundan kurtulmak her zaman kolay olmaz. Hırs hayatta başarılı olmak için önemlidir ancak sosyal yaşamda hırs aşırı derecede olmamalıdır. Her zaman haklı olmak veya olmaya çalışmak ne kadar doğrudur? Haklı gözükmek adına gerçekliği çarpıtmak bile mazur görülebilir mi? Hayır. Her zaman haklı olacağınıza, karşınızdakinin fikirlerine de önem verin. Bu karşınızdakinin boşuna size bir şeyler anlatmadığını gösterir ve fikirlerine değer verilen insanlar mutlu olurlar.

Özellikle ortada bir problem varsa, bu iletişim için sıkıntılı bir zamandır. Ancak iletişime en çok gerek duyulan zamanlardandır aynı zamanda. Bir grubun birlikte yaptığı bir şey var, onda problem çıktı. Sürekli birisini suçlamak çözüm değildir, sürekli suçlanan insan düzgün düşünemez. Sürekli suçlamak da doğrudan kaçmaktır. Bu çözüm bulmaz, bu gibi durumlarda kendini suçsuz gibi göstermek veya birilerini suçlamak gereksiz bir davranıştır. Burada önemli şey, çözüm bulmaktır. Ortada çözüm yokken, suçlu size ne kazandırır ki?

Konuşurken çok alaycı veya aşağılayıcı konuşmayınız. Bu çok iticidir. Kendine güvenerek konuşmak önemli olsa da bunun dozunu kaçırmamak gerekir. Özellikle insanları bir kategoriye sokarak veya etiketleyerek konuşmamalısınız. İnsanlar aslında bu kadar keskin sınırlara sahip değildirler. İnsan kimyasında her şeyden biraz vardır. Burada insanları asla keskin yargılara tabii tutmayın. Alında bir problem durumunda suçtan, gerçeklikten kaçmak için yapılır genelde bu hareketler. Karşınızdakinin aklını okuyamazsınız ancak bazı durumlarda ne düşünüldüğü aşikardır. İnsanlara önem verin ve önem verdiğinizi onlara gösterin. İletişimin belki de en önemli ve ilk parçası budur. İletişim gücünüzü artırın